 tarihci  Muallim | Kürt Alevi ya da Ermeni olmak… 439 gün önce Alıntı('1355197','1355197','6','788')">Spam rapor edinAlevilik perdesi altında ermenicilik yapıldığının samimi itiraflarını bulabileceğiniz bir yazı
Kürt Alevi ya da Ermeni olmak…
Alevilik gibi dünya halklarini herkesten farkli olarak 72.5 yerine 73 millet olarak kabul eden bir felsefeye, inanca bagli insanlarin hangi etnik kökenden geldiklerinin ne önemi var? Kürt, Türk, Ermeni, Laz ya da Musevi olursa Alevilik farklilasiyor mu?
Caner Canerik
Türk Tarih Kurumu Baskani Yusuf Halaçoglu’nun gerçeklestirdigini söyledigi ve henüz tam olarak hangi kanitlara dayandigi belli olmayan arastirmasi ve ardindan bu çalismasina dayanarak yaptigi “Kürt Aleviler dönme Ermenidir” cümlesi, her ne kadar olumsuz ve irkçi bir yön tasisa da, Türkiye’de aleni olarak ilk kez bir resmi kurum baskani sifati tasiyan biri olarak, resmen Kürt Alevilerin varligini taninmis oldu. Ama TTK Baskani, bu açiklamasiyla kendi kalesine iki gol birden atti. Birinci golü, savunucusu oldugu devlete, resmi ideolojiye atti. Çünkü, kendi içlerinde sayilarinin 40 mi yoksa 50 milyon mu oldugu tartismasini yapan, Meclis’te grup kuran ve bölgenin neredeyse tamamina siyasal olarak hakim olan ama Kürtleri resmen yok sayan devlete atti. Kürtlerin varligini “Tarih Kurumu Baskani” sifatiyla teyit etti.
Ikinci golü ise son iktidar döneminde “Islam’in bir parçasi” oldugunu savunan ya da Alevi örgütlerince ‘düskün’ ilan edilen kisiler haricinde hiçbir Alevi’ye randevu vermeyen, görüsmeyen, resmen yok sayilan, Kürtlere karsi “örtülü ödenekten” desteklenerek “milliyetçi cephenin” bir parçasi haline getirilmek için sadece kullanilan, çocuklarina zorla din dersi verilerek ‘Müslümanlastirilan’ yine Kürtler gibi yok sayilan bir inanç grubunun varligini kabul ederek atti. Buradaki en önemli unsur ise Kürtlerin asimilasyon sürecinde aralarinda dinsel farkliliklari kullanarak, ‘Aleviler Türk’tür’ felsefesiyle yillarca savunan ve kismi de olsa basari saglayan biz resmi tezi yerle bir etti. Kürt Alevilerin varligi ‘irk’ gibi hos olmayan bir noktadan çikisla da olsa resmi baglamda kabul edilir, tartisilir kildi. Ama bugün ‘Ermeniler mi yoksa safkan Kürtler mi’ tartismasindan öte, Kürt Alevilerin bati metropollerinden baslayarak en kutsal mekanlarina dogru hizla yayilan bir saldiri dalgasi altinda, kendi inanç ve degerlerini kaybetme tehlikesiyle karsi karsiya olmalari daha hayati önem tasiyor.
Alevilige irkçilik ne kadar bulasti?
Hrant Dink’in cenaze törenine katilan yüzbini askin kisinin dilinde tek bir slogan vardi. “Hepimiz Hrantiz, Hepimiz Ermeniyiz” Türkiye’de yillardir küfür anlaminda kullan(dir)ilan Ermeni kimligini yüz bin kisinin Istanbul’un göbeginde haykirmasinin bir süre sonra belli çevrelerde rahatsizlik yarattigi ortaya çikti ve kafatasçilar bu söyleme itirazlarini yüksek sesle dile getirmeye basladilar. Bir ezberin bozulmasi, halkin yillarca devlet tarafindan düsman belletilen bir halkin evladini ve halki sahiplenmesi önemliydi. Ama Halaçoglu’nun sadece ‘derinlerde’ yankilanan bir sesi, ‘bayramlik agzini’ açarak salivermesiyle ortaya çikan tartismalara – Ayni zamanda Hrant’in cenazesine- katilan Alevi örgütlerinin önemli bir bölümünün, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganini çoktan unutmus olduklarini ve çok açik olarak dillendirmeselerde,”dönme Ermeni” olduklari ithamindan, Ermeni olarak tanimlanmalarindan duyduklari rahatsizliklarini dile getirmeleri ayri bir noktayi gözler önüne serdi. Hrant’in toplumda yarattigi saygi bir yere kadar gitmis, tüm ülkenin oldugu gibi Alevilerin de zihinlerine yerlestirilen gizli irkçiligi asmaya yetmemisti.
Halaçoglu’nun yaptigi irkçi tanimlamalara tepkiler verilmeye baslaninca metin aralarinda yapilan itirazlarin net olarak neden kaynaklandigini anlamaya çalistim. Bir inkara yapilan bir itiraz miydi? Bir inanci, yasam felsefesini bir irka mal etmesine karsi tüm insanlari kardes bilen hümanist bir anlayisin savunucusu olma konumlarinin getirdigi bir tepki miydi? Bir etnik kimligin, bir inanca mensup bölümünün “dönme” olmasina mi? “Dönme”ye edilen itiraz kendi öz kimligin savunulmasindan mi kaynakliydi yoksa…? Neden? Tam olarak niyetleri, tepkilerin nedenlerini anlayabilmek için yapilan açiklamalari tekrar tekrar okuyunca bir yerlerden kendini ele veriyor. Yapilan asil itiraz, ‘irkçilik karsiti’ gibi gözükse de, bir halka karsi duyulan gizli bir nefretin yansimasindan baska bir sey degil. Temel dayanak ‘Ermeni kökenli, Kürt Alevi’ unsurunun ret edilmesi. Bir zamanlar “Kürt , Alevi yoktur. Herkes Türk ve Müslüman’dir. Aksini söyleyen bölücüdür” mantiginin, “Kürt Alevi” versiyonundan baska birsey olmadigi ve daha da vahimi ‘Kürt Alevi’ taniminin neredeyse ‘safkan-ari’ bir irk oldugu noktasina kadar getirilmis olmasidir.
‘Kürt Aleviler-in, dönme Ermeniler’ olmasi neden ‘Alevileri’ rahatsiz ediyor? Böyle bir ihtimalin olabilirligi ve bütünü temsil etmese de küçük bir oranda varligi bilinen bir gerçektir. Kürt Alevilerin en yogun olarak yasadigi yer olan Dersim’de, ‘Ermeni’ kökenli olup, ‘Kürt ve Alevi’ olarak kendisini tanimlayan, bu dili konusan ve bu inancin geregini yerine getiren azimsanmayacak derecede insan mevcuttur. Tipki, Kürt etnik kimliginden gelen ve ayni zamanda da kendisini Türk ve Alevi olarak kabul eden dönmelerde oldugu gibi. Halaçoglu ve onun temsil ettigi kurumun zihniyeti bellidir. Bu zihniyet, ‘Tek millet, tek bayrak, tek devlet’ zihniyetinin savunucusudur. Bu zihniyet, utanmazsa ‘Ermeni’ kelimesini ‘küfür’ olarak resmi sözlüklerine yerlestirecek kadar bu halk(lar)a karsi pervasizlasmistir. Bu zihniyetin temsilcileri, 1915’de yapilanlari unutturabilmek, iç kamuoyunda hakli çikabilmek için, sayilari 80 milyonluk ülkede yüz binin altina düsürülmüs bu halki hala ‘düsman’ kategorisinde, tehlike olarak göstermek istemektedirler. Bu ülkede istemeseler de artik ‘kart-kurt’ yerine Kürt demeyi kabullendiler. Kürt Alevileri de ‘Potansiyel tehlike, terörist’ kategorisinde de olsa resmi agizlardan dillendirmeye basladilar. Kürt Alevileri de bu baglamda kendi cephesine çekmek istedikleri ve bunu da ilk tepkilerden anlasildigi kadariyla kismen basardiklari bir gerçek. Gidisat pek hayra alamet bir durumu göstermiyor ya, ‘hayirlisi’ diyelim simdilik...
Ermeni Alevi olamaz mi?
Asil soruyu tekrar animsatmak gerekiyor: ‘Kürt Alevilerin dönme Ermeni’ olmasinin ne gibi bir sakincasi var? Alevilik gibi dünya halklarini herkesten farkli olarak 72.5 yerine 73 millet olarak kabul eden bir felsefeye, inanca bagli insanlarin hangi etnik kökenden geldiklerinin ne önemi var? Kürt, Türk, Ermeni, Laz ya da Musevi olursa Alevilik farklilasiyor mu? ‘Türklesen ya da Kürtlesen Alevi, Kürtlesen Türkmen, Türkmenlesen Kürt’ tanimlamasi rahatsizlik yaratmiyor da, ‘Ermeni Alevi’ neden rahatsizlik yaratiyor? Verilen tepkilerin bu kadar siddetli olmasinda Halaçoglu’nun ‘Dönme Ermeni’ tanimlamasini kullanmasi ne kadar etkili oldu. Yapilan açiklamalara baktigimizda bu tetikleyici tek unsur oldu diyebiliriz. Çünkü, Alevilerin etnik köken ve inançlarina iliskin daha önce yapilan tartismalarda ‘Ermeni’ faktörü olmadigi için herhangi bir ciddi tepkime yaratilamadi.
Büyük düsman: Gizli Irkçilik
Alevi sivil toplum kuruluslari her ne kadar Halklarin kardesligi temelinde bir takim açiklamalar yapsa da, ‘Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni’ gibi kelimeleri sablonun bir parçasi olarak bir araya getiriyor olsalar da, bana göre bilinçaltlarinda yer alan ‘Ermeni’ imgesinin karsiligi ortaligi bir anda ateslendiriyor. Bu bilinçalti vaziyetinin iki nedeni kanimca mümkün. Türkiye’de 1915 kiriminin ardindan sag kalanlar, tekrar ayni seyi yasamamak için kendi kimliklerini gizleme ve farkli etnik, dinsel kimliklerle kendilerini ifade etmeye basladilar. Ermenilerin yogun olarak yasadiklari bölgelerde yasayan ve bu etnik kökenden geldikleri bilinen kisilerin en radikal Türk milliyetçisi kesildikleri bilinen bir gerçek. Açikçasi milyonlar olarak tanimlanan bir katliamin ardindan yasamak için, hayatta kalmak için insanlarin sarildiklari ve korktuklari kadar radikallestikleri bir gerçekligin yansimasini kabul etmek, aranirsa bir mantik bulmak, anlayabilmek elbette ki mümkün. Kürt Alevilerin dönme de olsa Ermeni olarak tanimlamalarina karsi bu kadar sert tepki gösterilmesi, bir anlamda kimliklerin desifre edilmesine bir tepki de olabilir. Ama hemen belirtmek gerekir ki, Kürt Aleviler içerisinde kirimdan kurtulmus ve kendisini ‘Kürt Alevi’ olarak tanimlayan insan sayisi abartilacak kadar olmasa da, yine de önemli bir meblag olusturuyor… Ikinci ve kanimca en önemli nedenlerinden birisi, Kürt Alevilerin önemli bir bölümünün Türklesmesinden kaynakli, ‘Türklüge düsman’ olarak gösterilen bir halkin ferdi olmamak, ‘Düsman katogorisinde’ yer almadigini göstermek için verilen bir tepki.
Kürt Aleviler, Kürt etnik kimliklerini ret etmeseler de, gerçek yasamda etnik kimlik olarak bir inanci, bir felsefeyi kullaniyor ve kendilerini Alevi olarak tanimliyorlar. Üst-kimlik olarak da, ‘Türk’ tanimlamasini kullaniyorlar. Kürt orijinleri çok kisitli yasam alanlarinda, evlerinde ya da genis aile iliskilerinde ön plana çikiyor. Elbette ki bir insanin kendisini nasil tanimladigi kendi kisisel problemidir. Ama ortaya çikan bir realite vardir ki o da; Ermeni, Türk, Laz ya da Çerkez dönmesi de olsa, neticede kendisini Kürt Alevilerin içerisinde bulan, gören ve öyle tanimlayan insanlarin 1990’li yillarda yasanan zorunlu iç göçle birlikte hizli bir asimilasyon sürecine dahil edildikleridir. Bu süreçte ‘etnik’ kimligi önemsemedigini iddia eden, inançlarinda Türkçeyi kullanan Türk Alevilerin yarattiklari ya da bilerek-bilmeyerek bir parçasi olduklari asimilasyon süreci Kürt Aleviler üzerinde çok önemli ve kapanmasi imkansiz sayilabilecek izler birakti.
Kürt Alevilerin en çok yasadigi yer olan Dersim’de bile, Kürt Aleviligi çevresel faktörlerin geleneksel inanç sistemini büyük oranda kusatmasi ve daha da önemlisi Alevilik üzerinde yapilan seferin zafere dönüsmeye basladigi bir mekan haline gelmeye baslamistir. Burada Erzincan, Sivas gibi Türk Alevilik felsefesinin güçlendigi, ortaya çiktigi ve önemli bir agirliginin bulundugu bölgelerden yayilan Türkçe ibadet dili yerel ritüellerin, Dersim Kürt Alevi inanç ve ibadet sistemini önemli oranda degistirmis olmasi ve bu politikaya karsi dinsel ögeler nedeniyle karsi durulmamis olmasinin altini kalin bir çizgiyle çizmek gerektigine inaniyorum. Yerel ritüellerin yerini Cemevlerinde ve bahsedilen bölgelerden gelen ritüellerin almis, ziyaretgahlar, degerler, semboller, kutsal kisilikler önemli oranda degistirilmistir. Buna çok basit bir örnek olarak, Dersim’de hala Kürtçe –Zazaca-yi ibadet dili olarak kullanan kisiler “Xizir ve Düzgün Bava” Ayin-i Cemlerinde temel köse taslari olmayi sürdürürken, bagislarla yaptirilan Cemevleri ya da Sivas, Erzincan gibi illerde Alevilik egitimi görmüs-almis kisilerin etkinlik alanlarinda Türkçe olarak ibadetlerin yapilmasi, buralarda Kürtçe ibadetlerde hiç adlari anilmayan, Pir Sultan, Haci Bektas gibi kisilerin adlarinin anilmasi önemli bir kirilma noktasidir. Göçle birlikte bati metropollerinde kendilerini ‘Kürt Alevi’ olarak tanimlayan insanlarin, kendi dillerinde ibadet edecek mekanlarinin olmamasi, Sivas, Erzincan Alevileri olarak gruplayabilecegimiz Türk Alevilerin Cemevlerinde ibadete gitmeleri ciddi bir asimilasyona neden olmaktadir. ‘Ibadet mekaninin önemi yoktur’ anlayisiyla hareket eden Kürt Aleviler, burada Türkçe yapilan ibadetlere katilmakta ve ‘Alevi’ üst kimligi altinda kendilerine sunulan yasam felsefesini kabul etmektedirler. Ikinci adim ise bunun Türklesmeyi beraberinde getirmesi ve sonuçta ‘Asil Türkler Alevilerdir, Biz Türk’üz, Horasan’dan geldik’ gibi noktaya götürebilmektedir. Elbette ki burada devletin, Alevileri milliyet temelinde örgütleme çabasi bir yandan da ‘Ali’yi sevmek Alevilik ise biz de Aleviyiz’ ya da ‘Alevilik Islam’in bir parçasidir’ mantigiyla Aleviligi Islamiyet’in bir parçasi yapmak isteyen Islamci kesimin çabalarini da gözardi etmemek gerekir. Kürt Alevilerin metropollerde ibadet için gittikleri Cemevlerinin önemli bir bölümünün ‘örtülü ödenek’den nemalandiklari ve bu zihniyetin savunuculugunu yaptiklari, herhangi bir sekilde Alevi’de barindirsa ‘Kürt’ kelimesini o dergahlardan, Cemevlerinden içeri sokmadiklari ve içeride sözde ‘etnisiteyi önemsemeyen’ maasli ‘dede’lerin ‘Türklük propagandasi’ yaptiklari da ayri ve alenen bilinen bir gerçek. Bu mekanlarda çalisan “‘Alevi Kürt”’kisilerin kendi dillerini sohbet etmek için dahi rahatça kullanamadiklari ve baski altinda bulunduklari da. Elbette ki orada ne isleri oldugu da çok ayri bir tartisma konusu…
Ayni soru bir kez daha…
Türklesen Kürt Aleviler, kendi kökenlerini inkar etme ve öteki kimligi benimsemede dag kültüründen kaynakli bir psikolojinin yansimasindan olsa gerek ki, oldukça radikal-milliyetçi hatta kafatasçi zihniyete sahip olabiliyorlar. Bu, Türkiye’de yasayan Kürt, Türk ya da Ermeni kökenli Alevilerin, Türkiye halklarinin sorunu haline gelebiliyor. Dönme ya da Ermeni olmakla itham edildiklerinde, insanlari ‘dönme’ye mahkum eden zihniyete tepki verecekleri yerde, kendilerinin ‘Ermeni’ olarak tanimlanmalarina büyük oranda tepki gösteriyorlar. Kürtlük ile ortak dini bag bir türlü saglandigi için çok fazla problem olarak görmeseler de, Ermeni kelimesi bu insanlarda infial yaratabiliyor. Elbette ki, bu kafatasçi zihniyetin insanlari kategorize etmesini hakli çikartmiyor. Bilakis, bu kategorizasyonda insanlarin bir etnik kimlik kategorisinde yer almak istememesi bunu hakaret olarak görmesi kanimca asil problemi yaratiyor. Kürt Aleviler bugün ‘entegrasyon’ adi altinda, ‘Alevilik’ adi altinda etnik kimliklerinden, kültürel degerlerinden ve yerel inançlarindan hizla koparilmakta ve bu felsefeyi savunan insanlarin karsisina bir nefer olarak çikartilmaktadirlar. Bu süreç, Kürt Alevilerin kendi dillerinde ibadetlerini yapabilecekleri mekanlari yaratincaya kadar devam edecektir. Aksi durumlarda Yavuz’un Yeniçerilerini yetistiren yapilar içerisinde Kapikulu askeri ya da Yeniçeri olmalari kaçinilmaz olacaktir. Kürt Aleviler, aralarinda dönme Ermeni oldugu gerçegini kabul etmelidirler. Eger burada bir utanç var ise bu Kürt Alevilerin utanci degil, Ermenileri Kürt ve Alevi olmaya mahkum etmis zihniyetin, kafatasçi ideolojinin utancidir.
Tüm Türkiye’de yasayan Aleviler, bu ülkeyi saran milliyetçilik rüzgarinin bu yasam felsefesinin içerisine ne kadar sizdigini, kendilerinin ne kadar etkisinde kaldiklarini sorgulamalidirlar.
CANER CANERIK
ccanerik@gmail.com
Yorumlar: 0 Görünümler: 74 Etiketler: ermeni, alevi, kürt alevi ya da ermeni olmak, ermeni alevi, aleviliğin suistimali, aleviliğin istismarı |