SayfalarWeb günlüğüForumDosya arşiviNe yeni?
Muallim
 

Burası tarih makalelerinin mekanıdır.Burdaki makalelerin bir kısmı henüz gerekli tarih edisyon kritiğinden geçirilmemiş ham haldeki yazılardır.Bu nokta göz önünde tutulup ,ona göre okunmalıdır.

Ayta cae makalonde tarixyo,
Tarihte Bugün v.6.0

This is place of history article,


Favorilere Ekle Göndermek bana E-posta
İlginç websiteleri
Ziyaretçi
Təqvim
<
Mayıs 2012
>
PztSÇPrşCCmtP
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Abonelik
e-Posta: 
En iyi yorumcu
tarihci Muallim
Yorumlar: 2
DiÄŸer siteler
alper1 alper buyukhan
nalizade Nicat Alizade
mustafaabir mustafa abir
mery17 jjd jksdf
tr

Kırmanç-Zazaların Etnik Kimliği Üzerine Tartışma

GöndərənDaxil

tarihci Mesaj gönder
Muallim
Kırmanç-Zazaların Etnik Kimliği Üzerine Tartışma
1328 gün önce 09.10.2008 16:09:21 Alıntı('1355197','1355197','5','2881')">Spam rapor edin

Kırmanç-Zazaların Etnik Kimliği Üzerine Tartışma H. Küçük

"Dersim" dergisi'nin 11. sayisinda Abdulmelik Firat ile yapilan bir söylesi yayinlandi. A. Firat'a bir çok konuya iliskin sorular sorulmaktadir. Sorulan sorular arasinda, Kırmanç-Zazalarin etnik kimligi ile ilgili sorularda var. Söz konusu bu söylesi, hem biz yurt disindaki Dersimlileri, hemde "Kırmanc-Zazalar ayri bir etnik kimlige sahiptir" diyen herkesi zan altinda birakan bir içerik tasimaktadir. Sorulardan biri söyle:

"Yine bir tehlike olarak addedermisiniz bilmiyoruz ama, yakin dönemlerde ve özellikle Avrupa'da daha yaygin bir sekilde süren bir tartisma var; Zaza/Kirmançlarin Kürt olmadiklari, dilleri ve kültürleri itibariyle ayri bir etnik topluma tekabül ettikleri yönünde. Bu konuda neler söylemek isterdiniz?"

Soru, "Bir tehlike olarak addedermisiniz" diye basliyor. Sonrada "yakin dönemlerde ve Avrupa'da diye devam ediyor. Kırmanç-Zazalarin ayri bir etnik kimlige sahip olduklarini, dillerinin farkli oldugunu söylemek, neden tehlike olarak adlandirilsinki? Soruyu bu biçimde formüle etmenin arka planinda yatan gerçegi anlamak zordur.

Kırmanç- Zaza halkinin Kürt olmadigini, dillerinin farkli oldugunu ilk söyleyenler biz Avrupa'da ki dersimliler degiliz. Avrupa'da ki Dersimliler tarafindan yapilan; eskiden beri halkimiz tarafindan söylenenin genis bir teorik formülasyonudur.

Birincisi: Bizim halkimiz ister kendini Kırmanç, ister Zaza, ister Dımli, ya da Alevi olarak adlandirsin, her zaman kendisiyle Kürtler arasina bir ayrim koymus, kendisini ve dilini baska, Kürtleri ve dilini de baska bir biçimde adlandirmis, kendisini kürtlerin bir parçasi olarak görmemistir. Kürt Miliyetçiliginin etkisi altinda kalmis bazi aydinlarin, "biz Kürdüz" demesi bu gerçegi degistirmez. Halkimizin kafasi açik ve net iken aydinlar,halki dinlememis, kimligimize gölge düsürmüslerdir. Halkimiz, yaygin olarak;"ma Kırmançime", "ma Elevime", "ma Dımlime", "ma Kırmançki, Dımılki qesey keme", "ma khuri nime" diyerek bu farkliligi açik bir biçimde ifade etmistir. "Khuri hetê Mardin'de, hetê Diyarbekir'de nisenê ru" diyerek, Kürtlerin oturdugu cografyaya da kesin bir biçimde isaret etmistir. Ne yazik ki halkimiz, kendi diliyle bu gerçegi yaziya dökmemistir. Burada kendi tarihini kendisi yazmamis halkimizin, sözlü hafizasini esas almak, sözlü hafizasina bas vurmaktan baska çaremiz yoktur. Bizim halkimizin kendini tanimlamasiyla, baska birilerinin bizim halkimizi tanimlamasi birbirine denk düsmüyorsa biz, halkimizin kendine iliskin tanimlamasini esas almak zorundayiz.

Peter Alford Andrews:

"Etnik guruplari tanimlamada bir gurubun andaki kendi öz tanimi bizim için geçerli olabilecek tek tanimdir". (1)

Bizim yaptigimizda bundan ibarettir.

Ikincisi: Kırmanç-Zazalarin ayri bir halk, dillerinin de Kürtçe olmadigi, bir çok yabanci tarihçi ve dilbilimci tarafindan da yazili olarak ifade edilmistir. Buna iliskin bir çok kaynak vardir. Avrupa'da ki Dersimlilerin yaptigi bir baska önemli işte, bu kaynaklarin bulunup ortaya çikarilmasidir. Bütün bu görüsleri burada aktarmanin mümkünatı yoktur. Sadece kisa bazi örnekler vermekle yetiniyorum. Dersime giderek incelemelerde bulunan Ermeni yazar Andranik, 1901 yilinda basilan "Dersim" adli kitabinda Dersimliler için;

"(...) ve biz biliyoruzki, onlar Osmanli degildir,Pers (Barsig) degildir, Kürt degildir, Ermeni degildir, Bartev degildir, Mar degildir ve bilmem daha ne degildir" (2) demektedir.

Zazaca'nin Kürtçe olmadigini çok eskiden beri savunan Alman dilbilimcilerin görüsleri çok açiktir. Karl Hadank:

"Zazaca Kürtçe degildir " ve " ...O. Mann, Zazacanin Kürtçe'den ayri ele alinmasini savunan ilk Alman dilbilimcisiydi. 1906 ve 1907' de ki ikinci arastirma gezisi raporunda 'Zazaca simdiye kadar sanildigi gibi Kürtçenin dialekti degildir' demistir". (3)

O. Man ve K. Hadank'in bu görüsleri gittikçe yayginlasmis, bir çok dilbilimci ve arastirmaci tarafindan kabul edilmistir. Terry Lynn Todd:

"Günümüzde yapilan modern çalismalar ve analizler, Mann'la Hadank'a olan güvenin dogru oldugunu ve onlarin son derece dikkate deger ve güvenilir oldugunu göstermektedir. Onlarin çalismalari su anda var olan Dımlice sözcük yapilarini inceledigi gibi, sözcügün artik ortadan kalkmis eski yapisini da incelemektedir".(4)

T.L. Todd 'un söyledikleri ayni zamanda, dimlice'yi Kürtçe' nin lehçesi sayanlara bir elestiridir. O, ses bilimi, yapibilim, söz dizimi, fiil çekimleri üzerine yaptigi çalismalar sonucu O. Mann ve K. Hadank' in vardigi sonuçlara varmistir.Bu nedenledir ki kesin konusmaktadir. Ingvar Svanberg:

"Avrupa'da ki Kürt Milliyetçileri Zazaca'nin Kürtçe'nin bir lehçesi oldugunu ileri sürerler; ki, bu idianin dilbilimsel hiç bir dayanagi yoktur".(5)

Joyce Blau:

"Genellikle Zaza ve Gorani (...) Bu iki dili Kürtçeye Baglayamayiz." (6)

Garo Sasuni:

"Thomansek, Hertman, Nöldeke ve benzeri bilginlere göre Zaza lehçesini konusan Dusikliler (Dersimliler) o yörelere çok eski dönemlerde yerlesmislerdir. Irani bir kavimdirler ve kendilerine özgü bir çok yönleriyle asil Kürtlerden ayrilirlar. Ayri bir kavimdirler".(7)


Bu örnekleri çogaltmak mümkündür. Amacim; Kırmanç-Zazalarin neden Kürt olmadiklarinin teorik formülasyonunu yapmak degildir. Bu zaten yapilmistir. Ben sadece, Dilimizin Kürtçe, halkimizin da Kürt olmadigi görüsünün yeni bir görüs olmadigini söylüyor ve bu görüsün sadece bizim tarafimizdan degil, halkimiz ve bu konuya iliskin arastirma yapmis bilim adamlarinin da vardigi bir sonuç oldugunu belirtmekle yetiniyorum.

Gelelim A.Firat' in yukarida aktardigimiz soruya verdigi yanita...

"Bana, 1985'ten 1995 kadar her hafta 'Zaza Gençligi' imzali mektuplar gelirdi ve 'sizin aile Zazalarin Şeyhidir, ama sen Kırmançileri tutuyorsun, niye Zazalari tutmuyorsun' gibi seyler yazarlardi. Bu tezgahi yapanlar da bana göre Türk Milli Istihbarati'dir. .... Simdi dimli dedigimiz kesim, ya da Kırmanç, sorani, Kırd, Kelhr, Feyli Bextiyari bunlarin hepsi Kürtçenin lehçeleridir".

A. Firat'in 'Zaza gençligi' nin mektuplarini veri olarak kabul etmesi, buradan hareket ederek meseleyi açiklamaya çalismasi, içine düstügü en büyük talihsizliktir. Biz, "Zaza Gençligi" ile bir iliskimiz olmadigini ve" Zaza Gençligi" ile ilgili düsüncelerimizi etraflica anlatik. Bu konuya burada yeniden deginmek istemiyorum. A. Firat'in konuya buradan baslamasi birazda kandisine yöneltilen soru ile baglantilidir. Çünkü, sorunun formüle edilisinde, "tehlike olarak addedermisiniz" gibi ifadeler kullanilmistir. A. Firat alisik oldugumuz bir biçimde bir çok dili, Kürtçe'nin lehçesi saymaktadir. A. Firat, zahmet edip dilbilimcilerin Irani dillerle ilgili yaptiklari siniflandirmaya bakarsa, hiç de öyle olmadigini görecektir. A. Firat'in görüsleri, bize yabanci olmayan türden. Bazi Kürt politikacilarinin kendisi gibi düsünmeyenleri zan altinda birakmak için, baskalarina yönelttigi suçlamalarin bir tekraridir. Bilimsellikten uzak ve siyasi amaçlidir. Kürt milliyetçileri ve onlarin etkisi altinda kalanlarin Kırmanç-Zazalara iliskin görüsleri, henüz tarih ve dil biliminin yeterince gelismedigi dönemlere ve rastgele yapilmis isilendirmelere dayanmaktadir.Kürt milliyetçileri, konuyu tartisacaklari yerde, Kırmanç-Zazalar ayri bir etnik kimlige sahiptir diyen herkesi suçlayan bir tutum sergilemekteler.

Baskalarinin görüslerine tahamül etmeyi ögrenememis bu kesimler, baskalari hakkinda bazi kuskular yaratarak onlarin önünü almayi politika haline getirmislerdir. Kendileri gibi düsünmeyen herkesi potansiyel tehlike olarak gören Kürt miliyetçileri, Kırmanç-Zazalar ayri bir etnik kimlige sahiptir diyen herkesi de bir tehlike olarak görmüsler ve görmektedirler.Bunun sonucudur ki; 1900 larin basinda, Zazaca ile ilgili arastirma yapmak isteyen Alman dilbilimcileri engellenmeye çalisilmis, 1937 de Suriye'de Dersim hareketi ile ilgili, B.Nuri'nin dagitmak istedigi bildiriler; Alevilik içerdigi için yakilmis, 1988 de Avrupa'da yapilmak istenen "Dersim geceleri" engellenmistir. Bir çok tarihçi ve dilbilimcinin arastirmalarini görmemezlikten gelen Kürt milliyetçileri, Kırmanç-Zaza kimliginin, "Kürtleri bölmek için" Avrupa'da ki bazi Dersimlilerin ortaya attiklari bir sorunmus gibi göstermeye çalisirlar. Kürt siyasilerin, Kırmanç- Zazalar'a iliskin görüsleri Seref Han'in "Serefname"sin de ki görüsleri kadar eski ve eskimistir. Örnek olmasi açisindan Seref Han'in Çemisgezek hükümdarlari için yaptigi degerlendirmeyi aktariyorum, oldukça ilginçtir. Burada Seref Han'in mantigi ile bugün herkesi Kürt görenlerin ayni mantiktan hareket ettiklerini rahatlikla görebiliriz. Seref Han önce, "Tarih bilginlerince açikça bilindigi gibi, Çemisgezek Hükümdarlarinin soyu kendi iddalarina göre, Abbassi halifelerinin çocuklarindan olan ve melkis denilen bir kisiye varir". Sonra, " Çemisgezek hükümdarlarinin adlarida onlarin Türklerin çocuklarindan ve torunlarindan olduklarini kanitlar." Arkasindan da "Kürtler arasinda 'Kürdistan ' sözcügü geçtikçe, bundan yanliz Çemisgezek vilayeti anlasilir" (8) demektedir.

Çemisgezek hükümdarlarinin kendisini nasil adlandirdiklari ortada Seref han, bunun bilginlerce bilindigini de söyler, buna ragmen Seref Han, onlara "Türk", Çemisgezek'e de "Kürdistan" demektedir. Buradan çikarilmasi gereken sonuç su; Seref Han, Çemisgezek hükümdarlarinin kendilerini nasil adlandirdiklarini bir tarafa birakarak, onlara, baska baska adlar takiyor. Iste bu görüs Kürt siyasiler tarafindan hala korunuyor. Baskalarinin kendilerini nasil adlandirdiklarina bakmadan baskalarini nasil istiyorlarsa, o biçimde adlandirmayi sürdürüyorlar. Biz Dersimliler " Kırmançiye"' deriz, Kürt Miliyetçileri ve onlarin etkisi altinda kalmislar bunu "Kürdistan"' diye çevirirler. "Kırmançiye demek Kürdistan demektir" derler. Dikkat edilirse, baskalarini asimle amaci tasiyanlir önce, asimle etmek istediklerinin isimlerini degistirmekle ise baslarlar. Burada yapilan da budur.

A. Firat,"Nasilki Türkçenin Kirgizistan, Türkistan, Kazakistan, Yakut var (...) lehçelerine göre isimlendirilmis Kürtlerde de durum ayni" diye devam ediyor.Türkçü idologlarin, halklari ve dilleri tasnif ederken temel aldiklari irksal kökenden hareket ettigini çok açik bir biçimde sergiliyor. Aslinda bu bütün Kürt siyasilerin içine düstükleri bir çikmazdir, kaynagida milliyetçiliktir. Irani dillerden bahsedilebilinir ancak, 'Kürt dilleri' teorisi bir aldatmacadir. Burda "lehçeler" den "dile" terfi amaçli yapilmaktadir; bu teori Kırmanç- Zazalar arasinda kimlik bilinci gelismeye baslayinca, bunun önünü almak için ortaya atilmis bir teoridir. Bunlar Türkçü idologlar gibi, ayni kökenden olan topluluklarin zamanla birbirinden farklilasarak, ayri halklara, dillerinin zamanla farklilasarak ayri bir dile dönüse bilecegini kabüllenmek istemiyorlar. Her seyin kendilerine ayit ve kendileriyle basladigini illeri sürerler.

Söylesiyi yapan arkadaslar A.Firat'in bu benzetmesine karsilik daha gerçekçi, daha iyi formüle edilmis baska bir soru soruyorlar. "Ama onlara Kirgiz, konustuklari dilede Kirgizca deniliyor, Türkçe denilmiyor, degil mi? ... ayni irksal geçmise sahip de olsa, uluslasma süreçleri sonunda hepsi kendi adlari ve dilleriyle tanimlaniyorlar". Söylesiyi yapan arkadaslar, bu konuda A.Firati düzeltmeye çalisiyorlar. Fakat, ayni duyarliligi Kırmanç-Zaza sorunun da göstermiyorlar. A.Firat'in verdigi cevap yine ilginç.

"... Kirgizca ya da Kazakça bunlarin bes asagi bes yukari hiç olmazsa yüzde otuzbesi birbirini rahat anlar, ama yüzde altmisi anlamazsa da Türk dilinden ayrilma lehçeler oldugu gerçegini degistirmez".

Yüzde altmisbesi birbirini anlamiyorsa, bu çogunluk birbirini anlamiyor demektir. A. Firat isin farkinda, bunlara Türkçe'den ayri dillerdir dese; Zazaca'ya da ayri dil demek zorunda kalacaktir. Devamla; "Benim söylemek istedigim; ayni kökenden ve ayni dilden gelmelerine ragmen zaman içinde birbirlerini yeterince anlamayabiliyorlar. Bunun degisik nedenleride var. Bu nedenlede tamamen Milli Istihbarat'in hiç tutmayacak bu oyununa gelmemek lazimdir."

A.Firat, birbirimizi anlamadigimizi biliyor," birbirimizi yeterince anlamasak bile", ayri diller dememeliyiz, diyor. Ama dilbilimciler tam tersini düsünüyor. Dil bilimcilere göre, ayni dilin lehçeleri olabilmeleri için, degisik lehçeleri konusanlarin birbirlerini yeterince anlamalari sarttir. Insanlar,konusulanlarin büyük çogunlugunu anlamiyorsa peki, birbirini yeterince anlamayan bu insanlari nasil anlastiracagiz? Tercuman kullanmaktan baska çare kaliyormu? Bir yerde konusulanlarin ya da yazilanlarin yüzde altmisini anlamayan bir topluluk ne yapmalidir? "Biz Konusulanlari ve yazilanlarin büyük bir bölümünü anlamiyoruz" derlerse, bu pratik sorunu nasil çözecegiz? Pratikte bu sorunun nasil çözüldügü ortada degilmi, Türkçe konusmuyormuyuz? A. Firat ve onun gibi düsünenlerin Irani dillerin hepsine yada Almanca ile Hollandaca'ya, Hollandaca ile Frisce'ye, Almanca ile Ingilizce'ye, ayni dil grubundan olan baska bazi dillere niye ayni dil demediklerini anlamak zordur. Çünkü yukarda adini verdigim bu diller arasindaki yakinlik Kürtçe ile Zazaca arasindaki yakinliktan daha fazladir. Bir dil grubuna ait bütün diller; bazi ortak özellikler tasiyabilir, buradan hareketle bunlar ayni dillerdir diyebilirmiyiz? A. Firat'a göre, "birbirimizi yeterince anlamazsak bile" ayri diller dememeliyiz, dersek MIT'in oyununa gelmis oluruz! Çok basit bir mantik, bazi Kürt siyasilerin kendi muhaliflerine karsi kullandiklari bir yöntem. Önce, 'ajan' diyorlar, sonra 'ölümü hak etti' deyip ortadan kaldiriyorlar. Biliyoruz ki, hayatina son verilen varliklar, bir daha yasama geri dönemiyor. Dil ve Kültür de öyle. A.Firat'a sorulan bir baska soru ; "...'Dımli' tanimi nereden geliyor, Tarihsel-etnik cografyasi neresidir?" biçimindedir.

A.Firat: "Dımli Kürtçenin bir lehçesidir, (...)" " Med imparatorlugu'nun sarayda özenle konusulan bir lehçeymis" diyor. A. Firat, Dımli tanimini Medlerle iliskilendiriyor. Dımli-Deylem baglantisini duymamisa benziyor.Buda onun, meseleden habersiz oldugunu göstermektedir.

Her seyi Medlere baglamak sonrada, "Medler Kürtlerin atalaridir," "Dımlice Med saraylarinda konusuluyormus" demek oldukça kolay; ama bir görüsün dogru olabilmesi için ispata dayanmasi gerekir. Bu sorun "mis"lerle açiklanamaz. Medler'in dili, eski Farsça'dan çok Avesta diline daha yakin olan bir dildir. Dımli ve Kürtçe'nin, Farsça ve Avesta ile hala bazi ortak özelliklere sahip olmasi, onlarin ayni familyadan olduklarini gösterir, ama ayni dil olduklarini göstermez. Medlerin, Kürtlerin atalari oldugu görüsü de bir varsayimdir. Orta dogu uzmani ve Kürdolog Hollandali dil ve tarihçi M. v. Bruinnessen:

"Bazi Kürt aydinlari Kürtlerin Medlerden geldigini söyleselerde, Medlerin politik hegomonyasi ile Kürtlerin 'Cyrti' olarak ilk kez belirmeleri arasinda büyük zaman dilimi boyunca bu baglantiya iliskin yeterli bir kanit mevcut degil." (...) "Etnik bir sifat olarak "Kurd" terimine ilk kez islam çaginin ilk yüzyillarindan itibaren ve Arap kaynaklarinda karsilasilir." (9)


Üniverste düzeyinde tek Kurdoloji egitimi veren, " Paris dogu dilleri enstitüsü" nde çalisan Kürt dili ve kültürü uzmani Prof. Dr. Joyce Blau ile yapilan ve "Roja Taze" nin 28. sayisinda yayinlanan bir roportajda, "Kürtçe' de kaç dialekt var?" diye bir soru sorulur. Blau, "kuzey", " merkez ve güney" olmak üzere üç diyalek oldugunu söyler.

Zazaca ve Gorani'yi Kürt lehçeleri içinde saymaz. J. Blau'nun Gorani ve Zazaca'yi Kürtçe'nin lehçeleri içinde görmedigine iliskin görüslerini yukarda aktarmistim. J. Blau:

"-Gorani ve Zazaca'nin ayni kökenden geldiklerini biliyoruz Muhtemelen bu diller Kürtçeden önce bu bölgelerde konusuluyordular. (...) Kürtler Zazalarin ve Goranlarin çogunu asimle ettilir. (...) Zazalar göçertildiler ve simdi Anadolunun ortasinda bir üçgende yasiyorlar".


Bu görüsler, yetkin bir kurumda Kürt dili ve kültürü üzerinde çalisma yapan, yetkin bir sahisa ayittir. Buradan da rahatlikla anlasilacagi gibi Zazaca'nin Kürtçe'nin bir lehçesi olmadigi, "muhtemelen Kürtçe'den önce konusuldugu" Kürtler le ilgili çalisma yapan kurumlar tarafindan da biliniyor.

"Dımli" adi "Kürt" adindan daha eski ve Deylem baglantilidir. Bu bakimdan "Dımli" adiini "Kürt" adi içinde mütala etmek, onun bir unsuru gibi göstermek oldukça yanlistir. Bu bir çok gezginci, misyoner, tarihi kronolojiden anlamayanlarin, arastirma yaparken yeterince titizlik göstermeyenlerin, ya da Seref Han gibilerinin söylediklerini kusku duymadan kabul edenlerin, yaptiklari bir yanlisliktir, kavramlar yerli yerinde kulanilmamis, bu konu da gereken özen gösterilmemis, bir çok sey birbirine karistirilmistir. Ayrica, "Kürt" kavrami çogu zaman rastgele, bir çok farkli halk için kulanilmistir. Kürdolog Bruinnessen'in görüslerinden hareket edersek; Dımliler, "Dımli" adi altinda, Kürtler'in henüz "Kürt" adi altinda ortaya çikmadiklari dönemden önce tarih sahnesine çikmislardir. V. Minorsky: "Daylamitlerin uzak geçmisi ve orjinleri bilinmiyor. Polybius-v, MÖ. 2. yüzyilda Daylamitleri Medya'nin kuzey komsulari arasinda aniyor".(10) Dımli-Deylem teorisi, bugün Dersim' de yasayanlarin en az bir kesiminin Deylem'den göç edip, gelip Dersim'e yerlestiklerini içermektedir. Bu baglantiyi ilk defa Thomas Arzouni 'nin Deylemlilerin 10.yy da ki göçlerini anlatan kitabini referans göstererek belirten Ermeni Andranik'tir. K. Hadank;

" Dımli- Dailemi teorisi benim 1928' de 11. bandin bitiminde anlattigimdan daha eskidir, bu teoriyi 1900 yilinda (...) Ermeni Antranig 'Dersim' adli kitabinda ileri surmüstür" (11) demektedir.

Prof. W.B. Lockwood:

"Dogu Türkiye'de Kürtler arasinda küçük topluluklar halinde yasayan Zazalar, Hazar Denizi'nin güney kiyilarindaki Deylemden göçenlerin devamidirlar". (12)

Ancak bu görüslerin meselenin sadece bir yanina isik tuttugunu belirtmek gerekir. Deylemlilerin esas yurdunun bugün ki Dersim olduguna dair bazi görüsler de var. Göçlerin karsilikli oldugu söylenmektedir. (13) A. Firat'in meseleye vakif olmadiginin bir baska örneginide, onun baska bir soruya verdigi yanitta görüyoruz. A.Firat; "(...) Sen git simdi Dersim'e Dımli konusanlar 'Ma Kird' derler" diyor. Burada söylesiyi yapan arkadaslar, yine A. Firat'i düzeltiyorlar. Biliyoruz ki Dersimliler kendilerine " Ma Kırmançime" derler.

Orta yerde Dersim ya da Kırmanç-Zaza sorunu diye adlandirilan bir sorun var. Bu sorunu biz yaratmadik. Bizden öncede vardi, bizden sonra da var olmaya devam edecektir. Bu sorunu ilk tartisanlar da biz degiliz. Bizden öncede tartisilmis. Bizden öncekilerin sesi pek duyulmamis, bizim ki duyuldu. Farki burada aramak gerekiyor.

Orta yerde bir de Kürt sorunu var. Ayrica, bir Ahmet ya da Botan diye bir sorun yok. Ahmed dili ve kültüründen de bahs edilmiyor. Bu bile yanliz basina, Kırmanç-Zaza sorunu diye bir sorunun varligina isaret eder.

Kırmanç-Zaza sorunu zor bir sorundur ve bir çok yönü vardir. Kırmanç ve Zaza adlarinin birlikte kulanilmasinin nedeni verili durumu belirtmek içindir. Kırmançlar Alevi, Zazalar da Sunni'dir. Bunlar bir halkin iki farkli kesimidirler. Ayni geçmise sahip olmalarina ve hala ayni dili konusmalarina ragmen, dini inançlardan kaynaklanan kültürel farkliliklara sahiptirler. Bu iki kesim arasin da ruhi sekkillenme birliginden bahs etmek oldukça zordur. Diger yandan, Kürtçenin bir lehçesi olan "Here-Were" yi konusan Aleviler vardir, bunlar ayri dil konusmalarina ragmen Kırmançlarla her zaman kader birligi yapmislardir. Eski, alisila gelmis bakis açilariyla bu sorunu, dogru bir biçimde algilamanin olanagi yoktur. Birilerini suçlamaktansa; hos görülü davranilmali, -eve zere wesiye- sorunlari arastirma yolu seçilmelidir.

Biz, özgürlügü sadece kendisi ve kendi fikirleri için isteyenlerle baglarimizi çoktan koparmisiz. Insanlarin kendisini ifade etme özgürlügünün olmadigi yerlerde diktatörlük ve dalkavukluk kaçinilmazdir. Biz, özgürlügü sadece kenDımiz için istemiyoruz. Biz , baskalarinin dilini kendi dilimizin lehçesi saymiyoruz. Kimsenin topraginda, kültüründe gözümüz yok. Hiç kimseyi asimle etmiyoruz. Büyük devlet kurma amacimiz da yok. Biz, sadece bir gerçegi ifada ediyoruz.Dilimize, kültürümüze, kimligimize sahip çikiyoruz, bütün yaptiklarimiz bunlarla sinirli. Kırmanç ve Zazalar'in ayri bir halk, dillerinin de Kürtçe olmadigi sonucuna uzun çalismalar sonucu ulasilmistir. Yurt disina çikisla birlikte Halkimizin, kendisiyle Kürtler arasina koydugu ayrimin, 1980 öncesi kafalarda uyandirdigi soru isaretlerine cevaplar aranmis , dil açisindan neden birbirimizi anlamadigimiz arastirilmis ve sonuca varilmistir.

Bugün pratik yasamda Khurmanci ve Kırmançki-Zazaki birbirinden ayri olarak gelisiyorlar. Bunlari hala lehçe olarak degerlendirmek gerçekçi degildir. Türkiye'de ki Kürt siyasilerin " iki ayri lehçedir" deyip sonrada Khurmanci'yi resmi dil olarak dayatmalari onlarin gerçek niyetlerini göstermektedir.

Biz yurt disinda, "tek dil" olusturma girisimlerine, "Resmi dil" teorilerine karsi çiktik. Herkes için kendi ana dilinde egitim görme hakkini savunduk. Kırmançki-Zazaki Kürtçe'den daha fazla irani unsurlari içinde barindiran dil olmasina ve 'en eski' olarak adlandirilmasina ragmen, Kürtçe, Zazaca'nin lehçesidir demedik. Anadilimiz yaziya dökülmemisti, bunu yaptik. Kaybolmakla yüzyüze kalan bu dile, insanlarimizin dikkatini çektik ve bu dili "ölümden" kurtardik, yazili dil haline getirdik. Artik bu dilde yaziliyor. Dilbilimcilerin yazdiklari gramer kitaplari var. Bir çok çeviri yapildi. Bir çok sey yazildi. Bunlarla birlikte kimlik bilinci gelisti, gelisiyor. Bu ilginin yurt içinde yeterince gelismemesi; agir ve dayanilmaz kosullarin yani sira, Türk ve Kürt milliyetçilerinin resmi görüslerinin gadarligindan kaynaklaniyor.Özellikle Dersimli kendine bir yol bulmalidir. Asimlasiyonun önüne geçilmelidir. Dersimlilerin kendi kültürü ve buna denk düsen davranis biçimleri mutlaka korunmalidir. kaybolup gitmemek için baska çare de yoktur.

Notlar*

  • Türkçe çeviriler için bakiniz Seyfi Cengiz, " Dis kaynaklarda Kırmançlar, KızılbaÅŸlar ve Zazalar", Desmala Sure yayinlar.
Hesen Usên Bor, Ware Sayi:3-4 (1) P.A. Andrews, Ethnic groups in the republic of Turkey (2) Adranik, Dersim, Tiflis 1901 (3) K. Hadank, Mundarten der zaza (4)T.Lynn Todd, A gramer of Dımıli, Michigan 1985 (5) Ingvar Swanberg, InvandrareFran Turkiet-Etnisk sociocultutell Variasion, Uppsala 1985 (6) J oyce Blau, Gurani et Zaza, Wisbaden 1989 (7) Garo Sasuni, Kürt ulusal hareketleri ve Ermeni-Kürt iliskileri (8) Seref Han, Serefname, Bitlis 1597 (9) M. van Bruinessen, The ethnic identity of the Kurds (10) V. Minorski, The enc. of Islam, new ed. (11) K. Hadank, Mundarten der Zaza (12) W.B. Lockwood, Überblick über die indogermanischen (13) Genis bilgi için bakiniz, Dımli- Deylem kurami, Seyfi Cengiz. Desmela Sure, Sayi: 12/1, 13

Çıme: Desmala Sure


DERSİM Cİ bir anlayışa sahip olan dersim siteden alınmıştır.Görüşler alınan siteyi ve yazarını bağlar.Ancak zaza kültürü,dili ve tarihi ile ilgili önemli doneler barındırdığı için buraya alınmıştır.



Yorumlar: 0 Görünümler: 426
Etiketler: alevi, dersim, alevi zazalar, dersimsite
GiriÅŸ Åžifre
geliÅŸmiÅŸ... ( / user BaÅŸvurusu )

Mövzu

Sən Wiki vəya HTML etiketləri mətində isdifadə edə bilərsiniz.



Saytda kimlər var?
İsimsiz: 10, İsdifadəçi: 0 (?)
Suistimal | MyLivePage tÉ™rÉ™findÉ™n yerləşdirmÉ™ | | © Kolobok smiles, Aiwan